« Önceki | Sonraki »

18/7/2008

KREDİ KARTLARI İÇİN KART ÜCRETİ İTİRAZ DİLEKÇELERİ

1) bankaya yapılacak itiraz dilekçesi

 

DİLEKÇE 1

 

 

 

 

 

Tarih :

 

 

 

 

……………………. Bankası Genel Müdürlüğü’ne

 

 

KONU: Kredi kartı yıllık ücreti hakkında.

Bankanızın ……….. no’ lu kart hamiliyim.

Son ödeme tarihli Hesap Bildirim Cetvelinde yer alan YTL tutarlı kredi kartı yıllık ücreti talebiniz haksız olup ekteki Hesap Bildirim cetveline itiraz ediyorum.

Talep edilen YTL’ yi kredi kart yıllık üyelik ücretinin bir sonraki hesap bildirim cetvelindeki tutardan mahsubunu dilerim.

 

 Ad ve Soyadı             İmza:

 

Adres.

 

 

 

 

2) tüketici hakem heyetine yapılacak itiraz dilekçesi

 

 

 

Dilekçe 2

 

 

………………Kaymakamlığı

Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığına

 

Başvuran :

Karşı taraf :

Konu : Kredi kartı yıllık ücretinin iadesi hk.

Olay : No’lu kredi kartı sahibiyim. Kredi kartımdan yıllık kart aidatı olarak YTL.olarak kesilmiştir. Kredi kartı slipi ektedir.

Dayanak : Karşı taraf ile aramızda tanzim edilmiş bir kredi kartı sözleşmesi imzalanmış, ancak bir kopyası elime verilmemiş ve bu nedenle okunamamıştır. Sözleşme şartlarından olan üyelik ücretinden bilgim yoktur.

* 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 6. Maddesi gereğince bu sözleşme:

- Önceden hazırlanmış, standart sözleşmedir.

- Sözleşme koşulları benimle müzakere edilmemiştir.

* 42-10-B/980 sayılı yazısıyla BDDK, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 24. maddesinin (4) numaralı fıkrası “Kart hamilinin yaptığı işlemler nedeniyle, sözleşmede yer almayan faiz, komisyon ve masraf gibi adlar altında hiçbir şekil ve surette ödeme talep edilemez ve kart hamilinin hesabından kesinti yapılamaz.” Hükmünü amirdir.

- Sözleşmede karşı taraf ücret ve faizlerin miktarlarını tek taraflı olarak arttırabilme yetkisini kendisinde tutmaktadır. Bu hüküm de 4077 sayılı yasanın 6.maddesi ve 5464 sayılı yasaya aykırıdır.

- Kredi kartı yıllık aidatları 3 YTL ve 50 YTL arasında değişmektedir. Genel Hukuk ilkeleri gereği Banka lehine fahiş uygulama olarak görülen bu ücretin taraflar arasında “AŞIRI FAYDALANMA” ya neden olduğu açıktır ve geçersizdir.

* Anayasanın 10. Maddesindeki eşitlik ilkesi gereğince “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadırlar” hükmüne göre; Tokat, Zile TSHH’ ce 08/02/2007 tarih ve 2007/5 sayılı karar ve T.C.Kocaeli Asliye Hukuk Mahkemesinin Esas 2006/65, Karar 2006/368 no’ lu kesinleşen kararları KURULAN BÜTÜN KURUM VE KURULUŞLARI KAPSADIĞI VE BAĞLADIĞI İÇİN verilen kararlar, iade kararı isteyen bütün tüketiciler için uygulanmalı, kurum ve kuruluşlar muhataplarına farklı işlem yapmamalıdırlar.

Bu nedenlerle tahsil edilmiş bulunan YTL’ nin, tarafıma iade edilmesine karar verilmesini dilerim.


Ad ve Soyadı     İmza :

ADRES .

EKLER : Hesap ekstresi

Karşı tarafa gönderilen iadeli- taahhütlü yazı ve alındı belgesi.

 

 

 

NOT : Birinci dilekçede bankaya yapılan itiraz dilekçe başvurularında herhangi bir sonuç çıkmazsa ikinci dilekçe örneği ile tüketici hakem heyetine başvuru yapılmalıdır. Tüketici hakem heyeti bağlı bulunduğunuz bölgede bulunmaktadır.

 

 

 

 

KAYNAK : TÜDER

3/7/2008

MÜBAREK ÜÇ AYLAR (RECEP,ŞABAN VE RAMAZAN)

(RECEP-ŞABAN-RAMAZAN)

“Allâhümme bârik lenâ fî Recebe ve Şaban ve belliğnâ Ramazan”
“Yâ Rabbi, bize Recep ve Şaban’ı mübarek eyle ve bizi Ramazan’a ulaştır.”
* Her gün bu duâya devam edilir,
* Lâ ilahe illAllâh, kelime-i tevhidi her gün biner defa söylenir.
* Bu aylar feyiz ve bereketi nâmütenâhî olan aylardır.
* Receb hürmet, Şaban hizmet, Ramazan ise nimet ayıdır.
* Recep tevbe ve inâbet ayı, Şaban muhabbet, Ramazan ise karabet (yakınlık) ayıdır.
* Receb, cefâyı terk içindir. Şaban amel ve vefa içindir. Ramazan sıdk ve safa içindir.
* Receb öyle bir aydır ki, Allâh Teâlâ onda kat kat sevâb verir.
* Şaban öyle bir aydır ki, onda keramet beklenir.
* Receb sabıkların, Şaban muktesiderin, Ramazan ise âsîlerin ayıdır.
* Receb tohum ekme, Şaban sulama, Ramazan ise hasad ayıdır.
* Yıl ağaç gibidir. Receb ayı ağacın yapraklı, Şaban meyva-
* Ramazan ise meyvasının toplanacağı zaman gibidir.
* Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve se em- buyuruyorlar:
“Receb, Allâh Teâlâ’mn, Şaban benim ve Ramazan ümmetimin ayıdır.”

 

Receb-i Şerif

Mübarek üç ayların birincisidir.
“Allâhümme bârik lenâ fî Recebe ve Şaban. Ve belliğnâ Ramazan.”duası her gün en az bir defa okunmalı.
* Bu ayda yapılacak her hayırlı işin sevabı kat kat verilir.
* Bu ayda oruç tutmak pek faziletlidir.
* Sadaka vermek, fakirleri sevindirmek -Ramazan müstesna- diğer aylardan daha değerli ve daha ecirlidir.
* Bu ayda otuz rek’atlık nafile bir namaz vardır, kılınmalıdır.
* Bu ayın ilk Cum’a gecesi, Regâib gecesidir.
* Yırmiyedinci gecesi, Mi’raç gecesidir. Tevbe, ibâdet ve dualarla değerlendirilmelidir.

 

Şaban-ı Şerîf

* Mübarek üç ayların ikincisidir.
“Allâhümme bârik lenâ fî Şaban ve belliğnâ Ramazan”
duasını her gün en az bir defa okumalı.
* Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
” Şaban benim ayım, Receb Allah Teâlâ’nın ayı, Ramazan ümmetimin ayıdır.” buyurmuştur.
* Rasûl-i Zîşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Ramazan’dan sonra en fazla bu ayda oruç tutarlardı.
* Ashâb-ı Kiram, Şaban hilâlini görünce, kendilerini Kur’ân okumaya verirlerdi. Bu ayda manasını düşünerek, bol bol Kur’ân-ı Kerîm okumalıyız.
* Bu ayda yapılacak her hayırlı işin sevabı kat kat verilir.
* Geçmiş günahlarımıza tevbe etmeliyiz.
* Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e salât ü selâmı çoğaltmalıyız.
* Bu ayda bir yıl içinde ölecek olanların isimleri, diriler defterinden, ölüler defterine geçirilir.
* Bu ayın ortasında Beraat gecesi vardır. Gündüzünde oruçlu bulunmalı, gecesini ibâdetle ve uyanık olarak geçirmeli. Bu gecede yüz rekat namaz kılınması tavsiye edilmektedir.
* Bu ayda hayır kapıları açılır, günahlar silinir.
* Son Pazartesi günü oruçlu geçirilirse günahların bağışlanacağı hadîs-i şerîfte müjdelenmiştir.
* Müslümanların mallarının zekatlarını fakirlere, Rama-zan’da tutacakları oruca kuvvet ve destek olması bakımından, bu ayda vermeleri hayırlı ve güzel olur.
* Kısacası bu aylar, değerlendirilmesi gereken kıymetli zamanlardır.

 

Ramazan-ı Şerîf

* İçinde, Kur’ân-ı Kerîm’in nazil olmaya başladığı en faziletli aydır.
* Keza içinde Kadir gecesi gibi, bin aydan hayırlı bir gecenin bulunduğu aydır.
* Günahların afv edildiği, Şeytanların zincire vurulduğu mübarek aydır.
* Sabır ayıdır. İslam’ın beş şartından biri olan orucun tutulduğu, gecelerinde teravihlerin kılındığı ibadet, feyz ve bereket ayıdır.
* Kur’ân-ı Kerîm hatimlerinin indirildiği, mukabelelerin okunduğu, câmîlerin müslümanlarla dolup taştığı, rahmet, huzur ve ilâhî gufran ayıdır.
* Cennet kapılarının açıldığı, Cehennem kapılarının kapatıldığı, meleklerin yeryüzüne misafir olduğu müstesna bir aydır.
«Eğer kullar, Ramazan ayındaki faziletleri bilmiş olsalardı, bütün senenin Ramazan olmasını temenni ederlerdi.»

3/7/2008

REGAİB KANDİLİ

“Receb ayının ilk Cum’a gecesine Regâib gecesi denir. Bazı âlimlerin açıklamasına göre, Peygamber Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- bu gece pek çok rûhânî ahvâl ve ikrama kavuşmuş olmakla, Yüce Allah’a şükür için on iki rekat namaz kılmıştır.
Peygamber Efendimizin -sallallâhu aleyhi ve sellem- bu Regâib gecesinde, ana rahmine düşmüş olduğuna dâir olan bir rivayet uygun görülmemektedir. Çünkü bu gece ile Hazret-i Peygamberimizin doğumu arasındaki zaman, bu hesaba aykırı düşmektedir. Ancak Hazret-i Âmine’nin, Peygamber Efendimiz’e hâmile kaldığını bu gece anlamış olması düşünülebilir. Sebep ne olursa olsun, bu gece pek mübarek bir gecedir. Zaten Regâib, istenilen, değeri çok olan, bağış, ihsan, ikram ve nefis şeyler demektir. “Râğibe” kelimesinin çoğuludur. Bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevabı çok büyüktür. Fakat bu gecede kılınacak namazın sünnet veya mendup olması hakkında kuvvetli bir delil bulunmamaktadır. Bu gecede toplanıp, cemâatle namaz kılınması bid’at sayılmaktadır. Zaten, Teravihten başka hiçbir nafile namazın, çağrışarak cemâatle kılınması sünnet değildir, mekruh sayılır. Ancak bir yerde bulunan, iki üç kimsenin bu gibi namazları cemâatle klimaları câİZ görülmüştür.” (islâm ilmihali, Ö. Nasuhi Bilmen s: 207)
Receb’in İlk Cum’a Gecesinde Allah’ın Mağfireti
Rasûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdular:
“Receb, Allah Teâlâ’nın ayıdır. Şaban benim ayımdır. Ramazan benim ümmetimin ayıdır.”
Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e:
-Yâ RasûlâllâhL. Receb, Allah Teâlâ’nın ayıdır, ne demektir? diye sorulan suâle, Allah Rasûlü:
-Receb, Allah Teâlâ’nın ayıdır. Çünkü Receb Hakk’ın mağfiretine mahsûs bir aydır. Bu ayda insanlar kan dökmekten men’ olunur. Bu ayda çarpışmaya izin yoktur. Bu ayda Allah Teâlâ, Peygamberlerin -aleyhimüsselâm- dualarını kabul etmiştir. Yine bu ayda Allah Teâlâ, evliyasını düşmanlarının elinden kurtarmıştır. Bir kimse Recep ayında oruç tutsa, Allah Teâlâ tarafından üç türlü lütuf ve inayete mazhâr olur. Bunlardan biri, Allah Teâlâ onun geçmiş günahlarının tümünü mağfiret eder. İkincisi, hayatının bundan sonraki safhalarında da onu korur. Üçüncüsü, mahşer yerinde susuzluktan emîn olur.” buyurduğunda, orada bulunanlardan yaşlı, pîr-i fânî bir zât ayağa kalkıp;
-Yâ Rasûlâllâh! Ben Recep ayının hepsini tutamam, dediğinde, Râsûl-i Ekrem -sallallâhu alleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
-Sen Receb ayının birinci, onbeşinci ve sonuncu günleri oruç tut, hepsini tutmuş sevabına kavuşursun. Çünkü sevaplar, on misli yazılır. Fakat sen, Receb-i şerifin ilk Cum’a gecesinde gafil olma ki, melekler o geceye Regâib gecesi demişlerdir. O gece, gecenin üçte biri geçtikten sonra göklerde ve yerde bir melek kalmaz, hepsi Kabe etrafında toplanırlar. Allah Teâlâ onların bu toplanmaları üzerine onlara hitaben:
-Ey meleklerim, dilediğinizi benden isteyiniz!., buyurur. Onlar:
-Yâ RabbiL istediğimiz, Receb ayında oruç tutanları mağfiret etmendir, deyip isteklerini arz ederler. Allah Teâlâ:
-Ben Receb ayında oruç tutanları mağfiret ettim, buyurur.”
(Gunye 1 /181-182)

30/6/2008

HEY SEN BAKARMISIN....?

evet sonunda gerekli görülen web teknolojileri ile tekrar yolumuza devam ediyoruz euro 2008 gibi büyük bir organizasyondan türk a milli takımımızla
ilgili güzel ve sevindirici haberleri sizlerele paylaştık ama tek tek bütün futbolcularımızın gözlerinde öper minnettarlığımızı
ve şükranlarımızı sunarız

semih şentürk arda turan nihat kahveci hamit altıntop mehmet topal tuncay şanlı emre aşık emre güngör ayhan akman colin kazım servet çetin
gökdeniz karadeniz sabri sarıoğlu tümer metin tolga zengin mevlüt erdinç emre belezoğlu mehmet aurelio gökhan zan rüştü rençber hakan balta
uğur boral volkan demirel ve özellikle fatih terimi tebrik ediyoruz

taktire şayan üstün bir başarıyı bizlere yaşatıkları için ne söylesek az kalır inşallah 2010 dünya kupası organizsyonunda bu başarılarını ve
istikrarlarını dahada ileriye götürerek kupa ile taçlandırırlar siteye yeni eklediğimiz web teknolojilerini fatih hocaya ve onun emaktar öğrencilerine
hediye ediyoruz bize onur verici bu duyguları yaşatan bu ekip dahada fazlasını hak ediyor

küstah ükela ve çirkef avrupalıları dize getirip onları ezmek ve sporsal alanda dahi olsa onlara üstünlük sağlamak bu milletin şiarı olmalıdır
özelliklede ekonomik gelişmişlikte bilimde teknolojide teknikte sanatta ve kültürel zenginlikte avrupa batı medeniyetine üstünlük sağlayıp
ezici bir güçle onları zelil ve hakir duruma düşürmek en güzel şeydir çünkü yıllardır onlar şark medeniyetlerinin kanını emdiler yer altı ve
yer üstü kaynaklarını pervasızca sömürdüler ve insanlarımıza yapmadıkları haysiyetsizlik ve onursuzluk kalmdı halada türkiye üzerine ve diğer
şark ülkeleri üzerine sinsi ve kötü emellerini sürdürmekte maşa başı toplantılarında bizi nasıl sömürüp daha çok kanımızı emeceklerinin plan ve
programlarını yapmaktalar son örneğini ırak ve afganistan halkına yapıp ettikleri ile kanıtlamış bu barbar ve vahşi yaratıklar asla içlerindeki bu
kötü emel ve aksiyonlarından asla vazgeçmicekler tarih tekerürden ibaret olduğunu her zaman bizlere göstermekte

tarih bilinci olmayan atatürkün tabiri ile dahili bedbahtlar nedense bu zalimlere ön ayak olup bu ülkede huzuru bozmaya ve adaletin istihdam edilip
istihdamın sağlanmasına engel olmaktalar bu kişiler orduda paşa konumunda da olabilir bu kişiler yargıtayda danıştayda sayıştayda bir hukuk adamıda
olabilir üniverstelerde akaddemisyende olabilir bürokraside emniyet müdürü mit istihbrat daire başkanıda olabilir veya real sektörde büyük holdinglerin
sahipleride olabilir veya siyasi arenada dinci bir partide olabilir dinsiz bir partide olabilir hiç farketmez kişinin etiketi değil yaptığı aksiyon ve
eylemlerin gidişatı onun bu vatanı sevip sevmediğini içimizdeki düşmanlar olup olmadığını gösterir bundan dolayı bize en çok zarar veren yukardaki
 kurumlara sinsice sızmış kişilerdir tabi halkın gaflet içinde bilinçsiz ve olayların iç yüzünü kavramaya yatkın olmayışıda bunu tetikleyen bir
unsur bunun etkenide medya denen ruhunu şeytana satmış gazeteciler gazeteler televizyonlar köşe yazarları ve benzerleri...

kısaca fazla siyaset yapmadan şunu belirtmek isterim kurulu düzeni eleştirmek hep antipati toplar itici gelir nasıl ifade etsem mesela ortada yıllardır
gelişen ve oturan bir durum var bu durumun zarar ve kötülüklerini eleştirdinmi halkın geneli o duruma adaptasyonunu sağladığı için eleştiriye ve
eleştirene doğru gözle bakmaz bunun bilincinde olan biri olarak ben böyle bir yol izlemektense doğru olana rehberlik yapmanın daha etkili olacağına
inanmaktayım herşey bilimin ve mantığın ışığında analiz edilip ona göre gözlemlemeler sonucunda eyleme dönüştümü başarılı olma ihtimali artar tabi
bunun yanına birde inancı vicdanı imanı ve mistik yapıyıda eklemek isterim fazla yazmak istemiyorum ifadelerimizin arkasında yatan gerçekleri size daha
etkili işlemlerle gösterceğimiz bir sürü araç ve gereç varken yazmamız fazla değer arz etmez yani iki seçenek var ortada biri 4 dakka 20 saniyede zor
bir seçenek diğeri 1 dakka 5 saniyede çok basit ve etkili bir seçenek hangisini yapmak daha mantıklı tabiki ikincisini yazı yazmak birinci seçenek
ikinci seçenekte çok farklı bir şey oda bizlerde sır kalsın

ha bu arada şunuda demeden geçmek olmaz nedense insanlarımız bir bühran ve çöküntü içindeler huzuru ve mutluluğu nedense bulamıyorlar eğlenmek oralara
buralara gitmek gününü gün etmek huzur getirmez çok zengin olmak saygın bir kişi olmak saygı görmekte huzuru getirmez insan neyi elde ederse etsin
içinde onu yiyip kemiren bir arayıştan asla kurtulamıyacak sürekli bazı şeylerin arayısı içinde olacak bazı şeylerin hayatında eksik olduğunu anlıyacak
bunun için çok kişinin içinde de olsak yanlız başına da olasak nedese bir türlü iç huzurumuzu sağlıyamadığımızdan yakınırız sürekli olayların ve
gelişmelerin kötü yanlarını görüyoruz herşeyde bizim duygu dünyamıza zarar veren bizi yıpratan şeyleri görme eğilimindeyiz bundan dolayı her gelişmeden
şüphe ediyor herşeyin bize zarar vereceği endişesini taşıyoruz hayatta nedense bir türlü maddi ekonomik dinsel yani içsel güvencelerimiz yok size bir
ip ucu vermek faydalı olur bu süreçte eğer bir doktor gelip size dese bir saat ömrün kaldı bir saat sonra öleceksin dese nasıl bir tepki verirdiniz
veya ne yapardınız ? ben bu soruyu bir kaç arkadaşa lise yılarında sordum kimi dedi milletten helallik alırdım kimi camiye gider yaptığım kötülüklerden
ve insanlara karşı haksızlıktan dolayı tövbe eder günahlarımın affedilmesini dilerdim kimi ölümü beklerdim kimi bir dal sıgara yakıp son anı beklerdim
dedi ama bunların hiçbirisi gerçeği yansıtmayan cevaplardı sivaslı bir arkadaşım oğuz ise tek doğru cevabı verdi o cevap nedir; şoka girerdim dedi evet
doğru söyledi insan bir saat sonra dünya ile bütün sevdikleri ailesi ile hayat ile bağlantılarının sona erip kara toprağın altına gireceğini bilse şoka
girerdi aradığım cevabı arkadaşım bana söylemişti şimdi burdan yola çıkarak size mutluluğu yakalayıp sürdürmeniz için bir tavsiye hayatınızın her anını
şuna göre yaşayın nasıl olsa bir gün ölüm gelip beni bulacak hiçbir şeye fazla üzülmeme gerek yok veya en sevindirici şeylere bile fazla sevinmeme gerek
yok nasıl olsa bunların hepsi bir gün son bulacak diye düşünüp böyle yaşayın bakın görün nasıl mutlu oluyormussunuz tabi bu arada riyakarlığı ve
samimiyetsizliği sevmemeye gayret eden biri olarak bende mutsuz ve umudunu kaybetmiş biri olmamak için sürekli okuyorum sürekli şeytanın kötü kuruntulara
beni sokmaması için bilim ve teknoloji ile ilgili gelişemeleri okuyor öğrenmeye çalışıyorum biran boş kalsam bir sürü kaygı verici düşünüş içine girmemek
için kendimi mutlu edecek şeylere yöneliyorum mutsuz olmaktan ve ümidimi kaybetmekten nefret ediyorum

bu arada size bir sır daha vereyim kuranın ya alimran ya bakara yada nisa süresinde hz. isa as. peygamberimizle ilgili çok güzel bir ayetler silsilesi var
çok hoş ve çok nezih isa peygamberin hayatından alıntı; ALLAH buyuruyorki: isa dediki yahudilere ben ALLAHIN size gönderdiği bir peygamberim benden sonra
gelecek olan ahmed adındaki peygaberin müjdecisi ve benden önceki kitapların tasdikcisiyim ölüleri diriltirim içinizden geçenleri bilirim evinizde
sakladıklarınızı size bildiririrm evlerinizde ne yiyip içtiğinizi size haber veririm abraşları körleri tedavi ederim ölüleri diriltirim ... diye giden
ayetler yahu size birşey diyimmi bu kadar üstünlüğe ermiş ve kuranın bir kaç yerinde ALLAHIN kendisine selam verdiği hürmetle adını yad ettiği isa
peygamber öyle fakir ve yoksul bir hayat yaşadıkı imamı gazali hazretlerinin ihyasında geçen bir olayı size aktarmak istiyorum: bir gün isa peygamber
yağmurda bir mağraya sığınmış ve bir taşı alıp minder yapmış uykuya dalacağı o sırada ALLAHA nida ediyor: ey Rabbim herkezin bir evi ailesi var benim
ise ne ailem ne bir yuvam nede bir yatacak yorgan ve yastığım yok diye içerleniyor sonrası malum uykuya dalıyor yahu ölüleri dirilten körleri tedavi
eden kuranda ALLAHIN kendisine alemlerden sana selam olsun ya isa dediği sana inanları hep üstün getireceğim dediği bu gün yeryüzünde 2 milyar küsür
inananı olan (tabi sapıkca inanç) bir insanın hayatının detaylarına indikmi çok garip duygular içinde kalıyoruz vaybe dememek elde değil bütün insanlığı
yaratan ALLAHIN en üstün altı kulu olan adem musa nuh ibrahim muhammed (sav.) ve isa gibi insanların hayatına baktıkmı yahu üstün olmanın ve zengin şerefli
olmanın ölçüsü nedir paramı malmı evlat çokluğumu çok saygı görmekmi holdingler sahibi olmakmı yoksa yazlıgı olmak yatları katları villaları boğazda
yalıları olmakmı 16 milyon oy alıp ülkeyi yönetmekmi popstar olup konserler vermekmi süper bir golcü olup son dakkada bir gol atıp takımı öne geçirip
finale yükselmekmi ama bunların hiçbiri o altı en üstün insan ve ALLAHIN en çok değer verip tüm insanlıktan ve yarattıklarından hepsinden üstün tutuğu
insanların hayatında yoktu ALLAH için bütün insanlar varlıklar (bunlara meleklerde dahil) bütün yaratılmışlar köprüler evler bilgisayarlar güzel yüzülü
bayanlar fiziği düzgün insanlar en etkili konuşan hatipler siyasetciler en zeki bilim adamları bütün hepsi bu altı insanın birinin ayagındaki toz kadar
değerli değil yani çok paradoks bir dünya çok paradoks bir toplum haline gelmiş günümüz insanları bunların tesbit eden ben ya kuranı anlamayı beçeremiyorum
okuduğumu algılamakta zorlanıyorum yada kuranda anlatılan şeyler bir efsana (asla evsane değil gerçeğin ta kendisi) yada şizofreni hastalığına yakalanmış
bir insanın gördüğü karışık rüyaları görüp gerçekmiş sanıyorum tabi şunuda belirtiyim ben bu davadan asla dönecek değilim kim bana kurandan daha üstün daha
etkili bir kitap getirirse ben bu davadan vazgeçerim tabi buda asla olmayacak bir ayetini yaratmaya bile bütün dünya insanları aciz kalır

bir nokta dikkatimi çekti aklıma gelmişken paylaşmak istiyorum: yahu müslüman bir siyasetci bilim adamı doktor avukat bürokrat iş sahibi patron günümüzde
çıkıpta ben ALLAHA inanıyorum benim dinim benim hayatımın özüdür ve yaşamımı ona göre şekillendiririm kimse benim dinime dil uzatamaz islama karşı olanlara
 ALLAH lanet etsin siz münafıklar ALLAH düşmanları ebediyyen ateşte azap göreceksiniz demeye cesaret edemiyor bırakın bunu islama münafıklar olanca gücüyle
hakaret ediyor bir cevap vermeye kalktımı bir siyasetci mütedeyyin insan ona dünyayı zehir ediyorlar onu var güçleriyle sindiriyorlar yahu bir insanın ben
ALLAHA inanıyorum ben müslamanlardanım demesi bile günümüzde onun kaleminin kırılmasına sebep oluyorsa ben bu dünyanın içine tüküriyim

yok kardeşim bu böyle gitmez şeytanın düzeni yıkılması lazım ya yıkılacak ya  yıkılacak zaten şeytanın düzenide ALLAHIN ifadesi ile kolay yok edilecek bir
şey şeytanın taraftarları bir tuzak kuruyor ALLAHTA onların tuzaklarını sonuçsuz bırakacak bir tuzak kuruyor üstün gelecek olan tabiki ALLAH ne başörtüsüne
yapılan baskı ne imam hatipli gençlere reva görülen üvey evlat muamelesi nede ordudaki bürokrasideki bazı şeytan taraftarlarının aldıkları karar ve eylemler
hiçbirisi ebedi kalacak değil bu dava çok zalimler nemrutlar fravunlar hamanlar karunlar gördü Evel ALLAH hepsinin üstesinden çıkan bir lideride ALLAH
gönderdi dünyada son insan kalıncaya kadarda ALLAH bu dini mehdileriyle mücahidleriyle yükseltecek tabi müslümanlar sizede bir sürü iş düşüyor bireysel
bağlamda herkez anladığı anlamda elinden geleni yapsın ben bilgisayardan teknolojiden enfermasyondan siyasetten medyadan kitle iletşim aralarından basın ve
yayından anlıyorum ekonomik konumum elverdiği sürece en etkilisini ve en güçlü mekanizmaları üretip taliblerine teslim edicem sizlerde anladığınız alanda
çalışın ne diyor ALLAH kuranda: oturup bekleyen müslümanlarla ALLAH yolunda canlarıyla mallarıyla cihad edenler asla bir olmaz tabiki cihad edenler daha
üstündür cihaddan kasıt sadece savaşmak değil fikri mücadele vermek medyada onlardan daha etkili söz sahibi olmak global manada eğtim ve öğretim alanında
büyük atılımlara imza atmak bir fakiri yetimi dulu doyurmak yoksula yemek yedirmek islami dernek ve kuruluşlara yardım etmek bunların hepsi birer cihadır
nefisle olan cihat ve münafıklarla olan cihat sakın boyun eğmeyin sakın pes etmeyin sakın kabullenmeyin sakın yılmayın diklenin dik kafalı olun sert
acımasız olun pes etmeyin yılmayın gevşemeyin üzülmeyin onların topraktan başka bir beklentisi yok ama bizlerin öteler ötesinde ebediyyet beklentisi var
fethullah gülen hocanın tabiri ile: ruhum öteler ötesini ölümsüzlüğü arzuluyor ona kavuşmak istiyor evet bizler üstünüz onlar birer pisliktir
(kuranın tabiri ile birer bokturlar ben demiyorum ALLAH diyor Arapça bilen hocalara ilahiyatcılara gidin sorun size açıklasınlar)
şunuda belirteyim asimile olmuş popüler kültüre göre yaşayan diliyle ben müslümanlardanım diyen ama yaptıklarının yaşamının müslümanlığın mesine bile
uymayan kişilerede çevremizdeki insanlarada asla pirim vermeyin onlardan bir beklenti içine girmeyin çok kapsamlı bir laf beklenti evet bizim gibi
düşünmeyenin bize ne katkısı olabilirki? arafte bekleyenler misali kişilermi daha iyi desteklerler yoksa ensarla muhacirlermi (medineli müslümanlarla
mekkeye hicret eden müslümanlar)?

bir insan günahkar hatalı olabilir yanlış yapabilir bu normaldir insan hata yapmaya günaha girmeye meyilli bir varlık olarak yaratıldı hata günah suç
bizlere mahsus kuranda ALLAH ne diyor biz insanları suçlarından dolayı anında cezalandırsaydık yeryüzünde bir tek canlı insan kalmazdı bunu neden dedim
şundan dedim birysel olarak hatalarımız olabilir tövbe ederek bunlardan vazgeçip halimize çeki düzen verebiliriz ama bir insan düşününki ben müslümanım
 diyip başörtüsüne karşı geliyorsa ben müslümanım diyip kuran kurslarını kapatıyorsa ben müslümanım diyip imam hatip okumuş gençleri ünüverste okuma
hakkından mahrum ediyorsa ben onun süzme katıksız münanfık olduğuna hükmederim onun inancı sıfırın altında ben böyleleri ile savaşılması mücadele edilmesi
taraftarıyım yoksa kişisel hatalarda günahlarda bulunan halkımıza asla cephe almamalıyız onları kucaklayıp onlara tatlı sözle muamele edip onlara en etkili
sözlerle öğütte bulunmalıyız sevip saymalı onları ALLAHIN değer verip yarattığı birer varlık olarak görüp koruyup gözetmeliyiz bireysel suçlarından ve
günahlarından dolayı kimse dışlanamaz tabi kul hakkı yemek bunun dışında yani hırsızlık eden milletin hakkını yiyen milletin arasında laf götürüp getiren
adam öldüren haksız yere birinin ekmeiğine engel olan kişiler bunun dışında topluma yapılan her türlü haksızlık insanlığa yapılmış suçtur ve en ağır
şekilde cezalandırlmalıdır kimse kimsenin haksızlığını çekmek zorunda değil böyle tipleride münafık kategorisine koymakta fayda var bireysel günahlardan
kasıt namaz kılamak içki içmek kumar oynamak zina yapmak gibi şeyler böylelerinin dışlanmasını ben doğru bulmuyorum tabi yapılan şey islama göre yasak ama
toplum düzeyini baz alarak hareket etmek en etkili toplumsal değişimi getirecektir

not: işte bitti bir insan neden sevilmez biliyormusunuz? neden çok düşmanı vardır bir insanın? tabiki böyle düşünüp böyle görüp böyle hissettiği için
allah razı olsun beni imam hatipe yazdıran ve buna vesile olanlara imam hatip okumasak nasıl bir insan olurduk acaba...? saygılar sunarız...

11/6/2008

İŞTE ATV ŞİFRESİ

   

 

EURO 2008′in yayıncı kuruluşu atv, uluslararası lisans anlaşmaları nedeniyle maçları şifreli veriyor. Bu nedenle uydu anteni kullanan izleyiciler, atv’deki karşılaşmaları şifreli olarak izlemek zorunda kalıyor. İşte şifreyi çözmenin ve maçları izleyebilmenin yolları:

 

 

1. Uydu alıcısının BISS şifre çözebilme özelliğine sahip olması gerekiyor. Alıcının menüsünde ‘CAS’, ‘Key Girişi’, ‘CAS System’, ‘CAS Keys’ veya benzer bir isimle yer alan KEY Girişi menüsündeki şifreleme tiplerinden (Şifre Tipi, Cas Type vs.) BISS’i seçin.

2. Açılacak menüde yer alan talimatların uygulanmasının ardından aşağıdaki değerler girilmeli. Biss ID: 001FFF (eğer 6 haneli ise) Key Değeri: 1000000000000000 (eğer 12 haneli ise)

3. Şifre kaydedildikten sonra menüden çıkılmalı ve uydu alıcısı kapatıp açılmalıdır.